Tema 3 Öğretim yöntemleri: yüz yüze

3.2 Sınıf tasarım modelinin temelleri

OEBPS/images/image0026.jpg

Şekil 3.2.1 Bir kız okulunda Bayan Bowls’un sınıfı (İngiltere) (1905 civarı)
Görsel: Southall Board, Flickr

Kurumlarımız, kuruldukları zamanların bir yansıması gibi… Politik kalkınma ve politik çürümeye ilişkin ünlü yazısında, Francis Fukuyama (2011, 2014) bir devletin hayati işlevlerini yerine getiren kurumların zaman geçtikçe kuruldukları özgün yapıya sabitlenip, dış çevredeki değişimlere uyum sağlamada başarısız olduklarını öne sürer. Bu nedenle, günümüzde öğrenme ve öğretme hâlen daha uzun yıllar önce geliştirilmiş olan kurumsal yapılardan büyük ölçüde etkilendiğinden dolayı, modern eğitim sistemlerinin dayandığı kökleri incelemek zorundayız. Bu bağlamda, öncelikle geleneksel kampüs tabanlı öğretim modelinin dijital çağ için ne ölçüde yeterli olduğuna bakmalıyız.

Yaş sınıflandırmasına ve zaman birimlerine göre düzen sağlanan ve öğrencilerin gruplar hâlinde toplandığı geniş ölçekli okul veya üniversiteler sanayi toplumu için mükemmel bir çözümdü. Aslına bakılırsa, bugün bile varsayılan tasarım modeli olmaya devam eden ve ağırlıklı olarak fabrika modeli bu eğitsel tasarıma hâla sahibiz…

Bazı tasarım modelleri geleneklere ve adetlere o kadar gömülüdür ki genellikle kendimizi suyun içindeki bir balık gibi hissederiz; bunun yaşamak ve nefes almak zorunda olduğumuz bir ortam olduğunu kabulleniriz. Sınıf modeli buna çok güzel bir örnektir. Sınıf modelinde, öğrenciler, belirli bir dönem içinde (akademik yıl veya yarıyıl) günün belli saatlerinde, belli bir süre için aynı yerde düzenli olarak bir araya gelen derslikler içerisine yerleştirilirler.

Bu model, 150 yıldan uzun bir süre önce alınan bir tasarım kararıdır. 19. yüzyılın sosyal, ekonomik ve politik bağlamı içinde alınmış bir kararın sonucudur. Bu tasarımda aşağıdaki koşullar dikkate alınmıştır:

  • sanayileşme fabrikalar veya seri üretim gibi hem işi hem emeği düzene sokan ‘modeller’ vb.;

  • kırsaldan kente, iş ve topluluklara göç (geniş ölçekli kurumların ortaya çıkmasına yol açmıştır;

  • işverenlerin gereksinimlerini karşılamaya yönelik kitle eğitimine geçiş ve hükûmet, sağlık ve eğitim gibi devlet idaresindeki faaliyetlerin giderek genişlemesi ve büyümesi;

  • oy verme hakkı ve oy kullanacak daha iyi eğitimli bir toplum ihtiyacı;

  • zaman içinde daha fazla eşitlik talebi ve beraberinde eğitime evrensel erişim ihtiyacı.

Ancak, bu 150 yıllık süreç içinde toplumumuzun değişimi oldukça yavaş olmuştur. Yukarıda saydığımız koşulların birçoğu bugün geçerli olmasa bile, geriye kalanlar geçmiştekinden daha az baskın şekilde de olsa devam etmektedir. Yani hâla fabrikalar ve geniş ölçekli sanayi kuruluşları mevcuttur ancak bugün daha büyük sosyal ve coğrafi hareket kabiliyeti olan küçük işletmeler de vardır. Hepsinin ötesinde ise hem işin hem de eğitimin farklı biçimlerde düzenlenmesini olanaklı kılan yeni teknolojilerin önlenemez gelişimiyle karşı karşıyayız.

Bu söylediklerim, sınıf modelinin esnek olmadığı anlamına gelmiyor. Öğretmenler, uzun yıllardır, bu kurumsal çerçeve içinde farklı yaklaşımlar kullanıyor. Ancak kurumlarımızın nasıl yapılandırıldığı, öğretme biçimimizi önemli ölçüde etkiliyor. Dolayısıyla günümüz toplumunda hâla uygun ve geçerli olan sınıf modeli etrafında şekillenen yöntemleri incelemek ve hatta günümüz ihtiyaçlarına daha iyi cevap verebilecek yeni veya dönüştürülmüş kurumsal yapılar oluşturup oluşturamayacağımızı görmek zorundayız.

Kaynakça

Fukuyama, F. (2011) The Origins of Political Order: From Prehuman Times to the French Revolution New York: Farrar Strauss and Giroux

Fukuyama, F. (2014) Political Order and Political Decay: From the Industrial Revolution to the Globalisation of Democracy New York: Farrar Strauss and Giroux

Etkinlik 3.2 Kutunun [sınıf] dışında düşünmek

Sınıflar, okullar ve üniversite kampüsleri endüstriyel çağın fiziksel ürünleri ise ne tür bir öğrenme ortamı dijital çağın ürünü olabilir? Başka bir deyişle bugün sıfırdan başlasaydık, yaşadığımız yaşı yansıtacak bir öğretme ve öğrenme ortamını nasıl tasarlardınız?

Elbette bu sorularının hiçbirinin doğru veya yanlış bir cevabı yok ancak daha sonra “dijital” öğrenme ortamınızın gerekli tüm bileşenleri içerip içermediğini görmek için öğrenme ortamları hakkında Tema 6’ya bakmak isteyebilirsiniz..

21. yüzyılın sosyal, ekonomik ve politik bağlamını uygun bir öğrenme ortamı belirleme açısından da düşünebilirsiniz. Kampüs deneyimi hâla ne kadar gerekli olabilir? (Örneğin, ortam çok fazla ekran zamanının çocukların gelişimi üzerindeki etkileriyle nasıl başa çıkabilir?)

License

Icon for the Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License

Dijital Çağda Öğretim 2. Baskı by © 2019 Anthony William (Tony) Bates adına lisanslıdır is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License, except where otherwise noted.

Share This Book