Tema 3 Öğretim yöntemleri: yüz yüze

3.7 Varlıkla öğrenme: Öğretimin besleyici ve sosyal reform modelleri:

OEBPS/images/image0038.png

Şekil 3.7.1 Görsel: Michigan Eyalet Üniversitesi, 2019

Bu bölümde, Pratt’ın beş öğretme yaklaşımının son ikisinden bahsedeceğim: destekleyici yaklaşım ve sosyal reform modeli.

3.7.1 Destekleyici yaklaşım

Destekleyici öğretim yaklaşımı, en iyi ebeveyn rolleri üzerinden betimlenebilir. Pratt’a (1998) göre:

Başarılı ebeveynlerden, çocuklarını anlamalarını ve onlarla empati kurmalarını bekleriz; ve zorluklarla karşılaştıklarında onlara müşfik, şefkatli ve sevecen bir şekilde yaklaşarak yönlendirmelerini…Destekleyici eğitimci denilen kişi farklı yaş gruplarıyla, farklı ortamlarda, farklı konularla ilgilenir; ancak temel nitelikler ve kaygılar aynıdır. Öğrenme başarısının ölçülmesindeki temel ölçütler, belli bir içeriğin performansa dayalı ediniminden ziyade öğrencilerin yeterliğine ve öz saygısına ilişkin konulardır.

Destekleyici öğretim yaklaşımında, öğretmen öğrencinin ilgi alanlarına odaklanır, öğrencinin öğrenmeye nasıl yaklaştığını anlamaya çalışır, öğrencinin öğrenme anında ne düşündüğünü ve ne söylediğini dikkatle dinler, uzlaşımcı ve doğrulayıcı cevaplar verir. Bu bakış açısı, kısmen insanların çok erken yaşlardan itibaren bağımsız olarak öğrendikleri gözlemine dayanır. Dolayısıyla yapılması gereken, öğrenen ihtiyaçlarını analiz ederek öğrencilerin ‘doğal’ öğrenme eğilimlerini engelleyen değil teşvik eden bir öğrenme ortamı yaratmak ve bu ortamı uygun öğrenme görevleriyle desteklemektir. Bu konu, Tema 6 Etkili Bir Öğrenme Ortamı Oluşturma ‘da daha ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. .

3.7.2 Sosyal reform modeli

Pratt’a (1998, s. 173) göre:

Sosyal reform yaklaşımını benimseyen öğretmenler, daha iyi bir toplum yaratmayı ister ve öğretimlerini de bu hedefe ulaşılmasına katkı sağlayacak bir araç olarak görür. Bu öğretmenlerin bakış açısı, daha iyi bir sosyal düzen vizyonu ile bağlantılı, açık ve net olarak ifade edilmiş idealler ve ilkeler üzerine inşa edilmiş olması açısından kendine özgüdür. Sosyal reformcular tek bir yöntemle öğretmezler, genel anlamda bilgiye dair diğerlerinden ayrı görüşlere de sahip değillerdir… Tüm bu faktörler, eylemlerine ilham veren `ideal’ etrafında şekillenir.

Öyleyse bu yaklaşımın, toplumun değişim ihtiyacı içinde olduğu ve sosyal reformcunun bu değişimin eğitim ve öğretimle sağlayabileceği temelindeki bir epistemolojik duruş olduğunu söyleyebiliriz Aslında, aşağıdaki Şekil 3.7.2’de gösterildiği gibi öğrenmenin sosyal reform modeli, eğitmenlerin olduğu kadar öğrenenlerin de tutkuları ve kaygıları tarafından yönlendirilebilir.

OEBPS/images/image0039.png 

Şekil 3.7.2 Farklı kurumlardan Hintli öğrenciler Hindistan’ın Haydarabad şehrinde bir iklim protestosuna katılıyorlar. (Görsel: AP)

3.7.3 Geçmiş ve gelecek: bağlantıcılık için besleyici ve sosyal reform yöntemlerinin alaka düzeyi

Bu iki öğretim yaklaşımının tarihçesi, yine çok eskilere dayanmaktadır:

  • Jean-Jacques Rousseau (1762): ‘eğitim, mümkün olduğu kadar çocuğun doğal kapasitesinin bağımsız buluş süreciyle gelişimine uyumlu olarak yürütülmelidir’ (Stanford Felsefe Ansiklopedisi)

  • Malcolm Knowles (1984): ‘insan olgunlaştıkça, ben kavramı bağımlı bir kişilik olmaktan çıkıp bağımsız, öz yönlendirmeli bir insan olmaya taşınır.’

  • Paulo Freire (2004): `eğitim anlamlıdır; çünkü kadınlar ve erkekler, öğrenme sayesinde kendilerini sürekli yenilediklerini ve evrildiklerini öğrenirler; çünkü kadınlar ve erkekler, bilme yetisine ve hatta bazı şeyleri bildiklerini, bazı şeyleri ise bilmediklerini bilme yetisine sahip varlıklar olarak kendi sorumluluklarını alabilirler.’

  • Ivan Illich (1971) (eğitimin kurumsallaşması eleştirisinde): ‘Yeni eğitim ağlarının bulunmasına yönelik çalışmalar, bunların kuramsal anlamda tersini hedef alan araştırmalara döndürülmelidir: insanın yaşamının her anını bir öğrenme anına, paylaşma anına ve sevgi anına çevirmesine olanak veren eğitim ağları’.

Öğretimde destekleyici yaklaşım ve sosyal reform modelinin önemli olmasının nedeni, bağlantıcılık etrafındaki çoğu varsayım ve inanışı yansıtıyor olmasıdır. (Tema 2, Bölüm 6). Aslına bakılırsa Illich, ileri teknolojilerin “öğrenme ağları”nı desteklemede kullanımına ilişkin şu saptamayı seneler önce 1971 yılında yapmıştı:

Akran-eşleşme ağlarının uygulanması aslında oldukça basittir. Kişi adını ve adresini kullanarak kendini tanıtır ve ne tür bir etkinlik için akran aradığını açıklar. Daha sonra bir bilgisayar, aynı bilgileri ve tanımlamaları girmiş olan tüm kullanıcıların isim ve adreslerini o kişiye gönderir. Böyle basit bir aracın, kamu değeri olan bir faaliyet için geniş çaplı bir şekilde nasıl olup da kullanılmamış olduğunu düşünmek inanılmaz.

Aslında bu koşullar bugün hâla geçerli. Öğrenciler, enformasyona veya bilgiye mutlaka kurumsal yollardan ulaşmak zorunda değil çünkü internet teknolojileri kullanılarak bilgiye kolaylıkla ulaşılabiliyor. KAÇD’ler bu ortak ilgi alanlarının belirlenmesine katkı sağlıyor ve özellikle de bağlantıcı yaklaşımı izleyen KAÇD’ler ilgi ağlarının kurulmasını ve öz yönelimli öğrenme için gerekli öğrenme ortamlarının sağlanmasını hedefliyor. İçinde yaşadığımız dijital çağ, bu öğrenme türü için gerekli teknoloji altyapısını ve desteğini temin ediyor.

3.7.4 Öğrenci ve öğretmen rolleri

Tüm öğretim yaklaşımları içinde, en çok öğrenci merkezli olan bu ikisidir. Onlar insan doğasının oldukça iyimser olduğu görüşüne dayanırlar, buna göre insanlar ihtiyaçları olan şeyi arar, bulur ve öğrenirler, bunu yaparken aynı ilgi alanlarına sahip diğer kişilerden ve şefkatli, ilgili eğitimcilerden gereken desteği alırlar, kendi eğitsel ihtiyaçlarını belirleme ve giderme yeteneğine ve kapasitesine sahiptirler. Bu aslında eğitime radikal bir bakış açısını yansıtmaktadır çünkü kamu veya özel eğitim kurumlarının siyasi ve denetleyici yapısından uzaklaşmayı öngörür.

Bu iki yaklaşımın her biri, başarılı bir öğrenme için öğretmenlerin yerine ilişkin farklı görüşlere sahiptir. Pratt’a göre öğretmen öğrenmeyi desteklemede merkezi bir role sahiptir; Illich veya Freire gibi diğerleri için ise profesyonel olarak eğitim almış öğretmenler öğrenci olarak bireyin değil devletin hizmetkarlarıdır. Öğretime ilişkin bu görüşleri benimseyenler için gönüllü mentörler veya belli idealler ya da sosyal hedefler etrafında bir araya gelen sosyal gruplar öğrencilerin ihtiyaç duyduğu desteği sağlar.

3.7.5 İki yaklaşımın güçlü ve zayıf yönleri

Her zaman olduğu gibi bu iki öğretim yaklaşımının bazı zayıf yönleri bulunmaktadır:

  • Destekleyici yaklaşımda öğretmenin, kendini işine adayıp tamamen özverili bir tutum göstermesi ve öğrencinin talep ve ihtiyaçlarını ön plana alması gerekmektedir. Çoğu öğretmen için bu, uzmanı oldukları konu alanına dair bilgilerini paylaşmayı ve aktarmayı öğrenci ‘hazır’ olana kadar durdurmak anlamına gelmektedir; ki birçok konu alanı uzmanı için bu kendi kimliğini ve ihtiyaçlarını reddetmek demektir;

  • Pratt’a göre ‘görünüşte içerik ihmal edilse de destekleyici yaklaşımı temel alan öğretmenlerin yetiştirdiği çocuklar öğretim programı odaklı öğretim yöntemleri kullanılarak yetiştirilen öğrencilerle aynı düzeyde konuya hâkim olmaya devam etmektedir’; ancak Pratt’ın konumunda uzun süre bu yolla öğretim yapmadan elde edilen kişisel deneyimlere dayalı olan bu ifadeyi destekleyecek herhangi bir ampirik bulgu gösterilmemektedir;

  • diğer tüm öğretim yaklaşımları gibi destekleyici yaklaşım da diğer eğitimcilerin (veya ebeveynlerin ve hatta öğrencilerin) paylaşmak zorunda olmadığı çok güçlü bir inanç sistemiyle hareket etmektedir;

  • destekleyici yaklaşım, tüm öğretim modelleri arasında belki de en çok emek gerektirendir, bu yaklaşımda öğretmenin, her bir öğrenciyi ve öğrencinin ihtiyacını iyi anlaması gerekmektedir. her öğrenci birbirinden farklıdır ve farklı ele alınması gerekir. Öğretmenler, öğrencilerinin ihtiyaçlarını ve öğrenmeye hazır bulunuşluklarını belirlemek ve öğrenme için gereken destekleyici ortamı hazırlamak için zaman ayırmalıdır;

  • öğrencinin kendi belirlediği kişisel öğrenme ihtiyacı olarak ile dijital çağın toplumsal beklentileri arasında bir ikilem olabilir. Kendini işine adamış öğretmenler bu ikilemin yumuşatılmasında öğrencilere yardımcı olabilecekken, öğrencilerin herhangi bir profesyonel yönlendirmeden yoksun kalıp sorunu benzer görüşlere sahip diğer bireylerle konuşarak halletmeye çalıştıkları durumlar da vardır. Böyle bir durum elbette ki öğrenme durumlarını iyileştirmeyecektir (retorik bir uygulama olan akademik öğretimin, öğrencileri dünyaya farklı bir gözle bakmaya yönlendirmesi görüşü temelinde);

  • sosyal reform büyük ölçüde aynı inanç sistemlerini benimseyen öğrenci ve öğretmenlere bağlıdır ve öz yönlendirmeli gruplar tarafından oluşturulan ‘iç-topluluk’ dışından gelecek itirazlar olmazsa bir dogmacılığa dönüşmesi içten bile değildir.

Bununla birlikte her iki yaklaşımın da dijital çağ içinde anlamlı bir yeri vardır:

  • hem destekleyici yaklaşımın hem de sosyal reform modelinin, özellikle de yetişkinler için etkili olduğu görülmektedir. Destekleyici yaklaşım, küçük çocuklar için de etkin olarak kullanılmaktadır;

  • destekleyici yaklaşım, hem informal yetişkin eğitiminde hem de Google gibi şirketlerin ileri düzey kurumsal eğitimlerinde kullanılan bir yaklaşımdır (örneğin bkz Tan, 2012);

  • Tema 5’de göreceğimiz gibi bağlantıcı KAÇD’ler, hem destekleyici yaklaşımı hem de öz-yeterliğin gelişimini ve sosyal reform çabalarını mümkün kılan bağlantı ağları oluşturma yeteneğini yansıtır;

  • öğrenciler hâli hazırda iyi eğitimli olup iyi bir ön bilgi düzeyine ve kavramsal gelişime sahip olduklarında, her iki yaklaşımın da etkili olduğu görülmektedir;

  • kurumların veya devlet bürokrasisinin değil bireylerin ihtiyaçlarına odaklanan yaklaşımlar düşünmeyi ve öğrenmeyi özgürleştirebilir; ancak böylece yaratıcı düşünce, problem çözme ve karmaşık ve değişken bağlamlarda bilginin uygulanmasında ‘iyi’ ve ‘mükemmel’ arasında bir fark oluşturur.

Kaynakça

Freire, P. (2004). Pedagogy of Indignation. Boulder CO: Paradigm

Illich, I. (1971) Deschooling Society, New York: Harper and Row

Knowles, M. (1984) Andragogy in Action. Applying modern principles of adult education, San Francisco: Jossey Bass

Pratt, D. and Associates (1998) Five Perspectives on Teaching in Adult and Higher Education Malabar FL: Krieger Publishing Company

Rousseau, J.-J. (1762) Émile, ou de l’Éducation  (Trans. Allan Bloom). New York: Basic Books, 1979

Tan, C.-M. (2012) Search Inside Yourself New York: Harper Collins

Etkinlik 3.7 Destekleyici yaklaşım, sosyal reform ve bağlantıcılık

1. Bu yaklaşımların herhangi birini ya da ikisini de kullandığınız bir öğretim deneyiminiz oldu mu? Eğer olduysa, her bir bileşenin güçlü ve zayıf yönlerine ilişkin söylenenlere katılıyor musunuz?

2. Bağlantıcılığın bu öğretim modellerinden herhangi birinin modern bir yansıması olduğunu mu yoksa kendi içinde farklı ve benzersiz bir öğretim yöntemi olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eğer ikinci seçenekteki gibi düşünüyorsanız bağlantıcılığı bir öğretim yöntemi olarak diğer tüm yöntemlerden ayıran nedir?

Bu sorular için anında bir geri bildirim yoktur ancak sorunlar Tema 5’de tekrar gündeme gelecektir.

 

License

Icon for the Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License

Dijital Çağda Öğretim 2. Baskı by © 2019 Anthony William (Tony) Bates adına lisanslıdır is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License, except where otherwise noted.

Share This Book