Tema 6 Etkili bir öğrenme ortamı oluşturmak

6.9 Kültür ve öğrenme ortamları

OEBPS/images/image0079.jpg

Şekil 6.9.1 Old Sun Anglikan Aborjin Okulu, Güney Alberta. Arkadaki tahtada asılı Birleşik Krallık bayrağına dikkat edin.

6.9.1 Kültürün önemi

Her öğrenme ortamında, diğer tüm bileşenleri etkileyen yaygın bir kültür vardır. Çoğu öğrenme ortamında, kültür sorgusuz sualsiz kabul edilmiş, kanıksanmış durumdadır. Hatta, öğrencilerin veya öğretmenlerin ya da öğretim elemanları böyle bir kültürün varlığının bilincinde bile olmayabilir. Bu kısımda, öğretim üyelerinin, öğretim elemanlarının ve öğretmenlerin niçin kültüre faktörlere özel olarak önem vermesi gerektiğini ve böylece bir öğrenme ortamının farklı unsurlarının nasıl yürütüleceği konusunda bilinçli kararlar alabileceklerini göstermeye çalışacağım. Kültür kavramı bu aşamada biraz soyut görünse de etkili bir çevrim içi öğrenme ortamı tasarlamada ne kadar hayati bir önem taşıdığını ortaya koymak istiyorum,

6.9.2 Kültürün tanımı

Ben, kültürü şöyle tanımlıyorum:

karar vermeyi etkileyen baskın değerler ve inançlar.

İçerik seçimi, derste teşvik edilen beceri ve tutumlar, öğretmen ve öğrenciler arasındaki ilişki ve bir öğrenme ortamının diğer tüm boyutları, bir kurumun veya sınıfın (yani bir öğretmen ve öğrencilerden oluşan bir topluluğun) egemen kültüründen etkilenir. Dolayısıyla yukarıda tanımladığım ve bir öğrenme ortamında bulunan unsurların her birinin egemen kültürden etkileneceğini söyleyebiliriz.

Örneğin, aileler çocuklarını kendi değerlerini ve inançlarını yansıtan okullara göndermek isterler. Yani, o okuldaki öğrencilerin özellikleri de yanızca kendi ebeveynlerinin kültüründen değil okulun kültüründen de etkilenecektir. Bu, kültürün kendini güçlendirebilmesinin birçok yolundan biridir.

6.9.3 Kültürlerin belirlenmesi

Farklı kültürlerin etkisini, bundan seneler önce İngiltere’de büyük `kapsamlı’ liselerin yönetimi konusunda araştırma yaparken fark etmiştim. Bu okulların, herkesin ortaöğretime eşit olarak erişimini sağlamak amacıyla 1960’larda İngiltere’de merkezi bir hükûmet tarafından kasıtlı olarak kurulduğu ve bu okulların ortak birçok şeye sahip olduğu (kalabalık öğrenci sayısı – genellikle 1.500 öğrenci veya daha fazla, öğretim programları, her öğrencinin aynı eğitim olanaklarına sahip olması gerektiği fikri) göz önüne alındığında, herkesin benzer bir hâkim kültüre sahip olması beklenirdi. Bununla birlikte nasıl yönetildiklerini ve hangi sorunlarla karşı karşıya oldukları konusunda veri toplamak amacıyla 50’den fazla okulu ziyaret ettim ve her birinin diğerinden farklı olduğunu söylemeliyim.

Bu okulların bazıları daha önceden öğrenci alımında çok seçici davranan gramer okullarıydı. Bu okullar, öğrencileri testlerin kullanıldığı katı bir sistemle sıralıyordu. Testlerin sonucunda başarılı olan öğrenciler bir üst düzeye çıkarken, başarısız olanlar bir alt düzeye iniyor ve böylece üniversite eğitimi için en iyi olasılıklar belirlenmiş oluyordu Bu okullardaki egemen değer, akademik mükemmeliyetti.

Bazı okullar ise cinsiyete göre ayrılmıştı. (Cinsiyete göre ayrılan bir okulun nasıl ‘kapsamlı’ kategorisine alındığı hâla beni şaşırtır). Ziyaret ettiğim bir kız okulunun temel hedeflerinden biri, kızlara ‘duruş’ ve letafet öğretmekti. (Bu, başlangıçta “oğlanlar” dediğini düşündüğüm için yönetici hanımefendi ile aramızda karışıklığa yol açtı.) Burada baskın değer “hanımefendi nitelikler” geliştirmekti.

Diğerleri kent okullarıydı. Bu okulların odak noktası, yetenekleri ne olursa olsun her çocuğun içindeki en iyiyi günyüzüne çıkarmaktı. Böyle okullarda, her sınıfta farklı yelpazede çok çeşitli yeteneklere sahip öğrenciler bulunurdu. Daha elit okullarla karşılaştırıldıklarında, bu okullar sıklıkla daha gürültülü, kaba-saba kurumlar olarak nitelendirilebilirdi. Bu okulların odak noktası ise fırsat eşitliği ve sosyal içermeydi.

Bu okullardan her birinin farklı kültürleri o kadar kuvvetliydi ki kapıdan adımınızı atar atmaz okulun kültürünü öğrencilerin koridorlarda birbirleriyle ve öğretmenleriyle olan iletişiminden hatta öğrencilerin yürüyüşünden anlayabilirdiniz.

6.9.4 Kültür ve öğrenme ortamları

Kültürün bir öğrenme ortamı üzerindeki etkisinin iyi veya kötü olduğunu nasıl değerlendireceğiniz, egemen kültürün değerleri ve inançlarını paylaşıp paylaşmadığınızla yakından ilgilidir.

Kanada’da aborjin çocukların zorla yerleştirildikleri semt okulları, kültürün okulların işleyişini nasıl etkilediğinin güzel bir örneğidir. Bu okulların asıl amacı, aborjin kültürünü yok etmek ve yerine din-temelli Batı kültürünün egemen olmasını sağlamaktır. Bu okullarda, öğrenciler oldukları kişi olmalarından dolayı cezalandırılırlar. Bu tür okullarda, öğrenme ortamının diğer tüm unsurları da empoze edilmek istenen egemen kültürü teşvik etmek için kullanılır.

Bu okullara devam eden öğrencilerin çoğu ne yazık ki birer hayal kırıklığı olsa da bunun sorumluları (hükûmet ve kilise) doğru şeyi yaptıklarına inanmaktadır. Kanada’da hâlen daha aborjinlerin eğitimi için yapılan bu ‘doğru şey’le mücadele etmeye çalışıyoruz. Bu anlamda doğru şeyin, hem aborjin kültürünü hem de çevredeki egemen ‘Batı’ kültürünü dikkate alarak çalışmak olduğunu düşünüyorum.

Kültür yükseköğretim kurumlarında belki daha belirsiz ancak yine de kuvvetli bir etkidir. Hatta Yalnızca Öğretim kurumları arasında değil aynı kurum içindeki fakülteler ve bölümler arasında bile farklılık gösterir.

6.9.5 Kültür ve yeni öğrenme ortamları

Bir kurumdaki egemen kültürler o kadar güçlüdür ki değiştirmesi oldukça zordur. Özellikle de tek bir bireyin, egemen bir kültürü değiştirmesi çok güçtür. Birçok Rektörün başına geldiği gibi karizması olan liderler ve yöneticiler bile bunu yapmakta zorlanırlar.

Bununla birlikte yeni teknolojiler yeni öğrenme ortamları oluşturmamıza olanak sağladıkça, artık öğretmenler de bugünün öğrencileri için önemli olduğunu düşündükleri değerleri ve inançları destekleyen bir kültürü bilinçli bir şekilde yaratma fırsatına sahiptirler. Bunun ele geçebilecek çok nadir bir fırsat olduğunu belirtmem gerekir.

Örneğin ben, bir çevrim içi öğrenme ortamında aşağıdakileri yansıtan bir kültür yaratmak isterim:

  • karşılıklı saygı (öğretmen ve öğrenciler arasında, ama özellikle öğrencilerin kendi aralarında)

  • farklı görüş ve düşüncelere açıklık; çeşitliliğe saygı

  • kanıta dayalı argüman ve sorgulama

  • öğrenmeyi cazip ve eğlenceli hâle getirme

  • bir disiplinin epistemolojisini ve değerlerini ortaya çıkarma

  • şeffaf ölçme-değerlendirme (rubrikler ve ölçütler gibi araçlarla)

  • sınıftaki her öğrencinin kişiliğine saygı ve tanınırlık

  • iş birliği ve karşılıklı destek.

Bir dersin sahip olduğu kültürel unsurları gösteren listem, elbette, benim inançlarımı ve değerlerimi yansıtıyor. Bununla birlikte kendi inançlarınızın ve değerlerinizin farkında olun ki bunları en iyi şekilde destekleyen öğrenme ortamını tasarlayabilesiniz.

Bu kültürel unsurların öğrenme çıktılarına benzediğini düşünebilirsiniz; ancak ben buna katılmıyorum. Bu kültürel unsurlar çok daha geniş kapsamlı, çok daha genel ve dijital çağda etkili bir öğrenme ortamı oluşturmak için gerekli koşulları olduğuna inandığım şeyler.

Son olarak bir öğretmenin veya öğretim elemanının kendi kişisel, kültürel koşullarını bir öğrenme ortamına `dayatma’ hakkı olup olmadığını sorgulayabilirsiniz. Kişisel olarak benim bu durumla bir sorunum yok. Konu alanı uzmanı veya eğitimci olarak öğrenme sürecinin gerektirdiklerini ve bu gerekliliklere en iyi şekilde ulaşacak kültürel ögeleri sizin öğrencilerinizden daha iyi bildiğinizi düşünüyorum. Herhâlükarda, öğrencilerinizin içinde öğrendikleri kültüre karar vermede daha fazla söz hakkı olması gerektiğine inanıyorsanız, bu da sizin seçiminiz ve bunun da o kültür içinde yerini alması gerekir.

6.9.6 Özet

Kültür, bir öğrenme ortamının en kritik unsurlarından biridir. Kültürün belirli bir öğrenme durumu içerideki etkinin farkında olmamız ve en etkili olduğuna inandığımız türde bir öğrenme ortamını oluşturup desteklemeye yönelik olarak o kültürü şekillendirebiliyor olmamız gerekir. Bununla birlikte önceden var olan egemen bir kültürü değiştirmek oldukça güçtür. Yine de, yeni öğrenme ortamları geliştirmemizi olanaklı kılan yeni teknolojiler, öğrenme ortamı içinde öğrencilerinize en iyi şekilde hizmet verecek türde bir kültürü geliştirme olanağını da bize sağlamaktadır.

Her öğrenme ortamında, diğer tüm unsurların üzerinde egemenlik kuracak kültürel ögeler olacaktır. Bir öğrenme ortamının bütün unsurlarını gösterdiğim aşağıdaki şekle, kültürü arka plan olarak eklememin nedeni tam olarak budur.

OEBPS/images/image0070.png

Şekil 6.9.2 Etkili bir öğrenme ortamının tüm unsurları

6.9.7 Daha sonrası

Bölüm 6.10 bu bölüme etkili öğrenme ortamları oluşturmaya ilişkin kısa bir sonuç sağlamaktadır.

Etkinlik 6.9 Öğrenme ortamında kültürün yeri

  1. Etkili bir öğrenme ortamını betimlemede kullanıldığı şekliyle, benim ‘kültür’ tanımımı kabul ediyor musunuz? Eğer hemfikir değilseniz, siz kültürü nasıl tanımlardınız? Üzerinde tartıştığım kavram için başka bir terimi mi tercih ederdiniz?

  2. Çalıştığınız kurumun kültürünü betimleyebilir misiniz? Kurumunuzun temel özellikleri veya ana hedefleri nelerdir? Yoksa kurumunuzda birden fazla mı kültür var?

  3. Kendi sınıfınız veya sınıflarınızdaki kültürü betimleyebilir misiniz? Neleri ‘kalıtım yoluyla’ alıyorsunuz?

  4. Kültürü bir öğrenme ortamı içinde anlamanın önemi hakkındaki görüşlerimi paylaşıyor musunuz? Yoksa kültür bir öğretmenin gözardı edebileceği veya etmesi gereken bir şey midir?

  5. Kendi sınıflarınızdaki ideal kültür ne olurdu? Böyle bir kültürü oluşturmak veya beslemek için ne yapmanız gerektiğini düşünüyorsunuz?

Bu sorular sizin düşünceleriniz için. Bu etkinlik için herhangi bir geri bildirim yok.

 

License

Icon for the Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License

Dijital Çağda Öğretim 2. Baskı by © 2019 Anthony William (Tony) Bates adına lisanslıdır is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License, except where otherwise noted.

Share This Book