Tema 1: Eğitimde Yaşanan Temel Değişim

1.7 Çevreden merkeze: teknoloji öğretim şeklimizi nasıl değiştiriyor?

OEBPS/images/image0013.png

Şekil 1.7.1 Teknoloji, öğretme biçimimizi ve öğrencilerin öğrenme şeklini değiştiriyor Görsel: Vidyo.com

Tema 7, Bölüm 2’de, teknolojinin çok eski zamanlardan beri öğretim içinde önemli bir rolü olduğunu ancak son dönemde eğitimin merkezinden ziyade çevresinde kaldığını göreceğiz. Eğitimde teknoloji, çoğunlukla düzenli sınıf içi öğretimi desteklemek amacıyla veya azınlık sayılabilecek bir grup öğrenci için veya özel birimler bünyesinde (genellikle sürekli eğitim veya tamamlama eğitimi şeklinde) uzaktan eğitim biçiminde kullanılmıştır.

Ancak son on ila on beş yıl içinde, teknoloji, üniversitelerin bile temel öğretim faaliyetlerini giderek daha çok etkilemeye başlamıştır. Teknolojinin eğitimin çevresinden eğitimin merkezine olan yolculuğunu aşağıdaki eğilimlere bakarak daha iyi anlayabiliriz.

1.7.1. Tamamen çevrim içi öğrenme

Son yıllarda kredi tabanlı çevrim içi öğrenme yükseköğretim kurumlarındaki (ve hatta bir noktaya kadar ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki) birçok bölümün en temel ve merkezi faaliyeti olma yolunda hızla ilerlemektedir.

Kuzey Amerika’daki yükseköğretim kurumlarının çevrim içi öğretim kayıtları 2002 ve 2012 yılları arasında yıllık yüzde 10-20 oranında artış göstermektedir. Kampüs tabanlı öğretime yapılan kayıtlar ise yılda yüzde 2-3 civarında artmaktadır (Allen ve Seaman, 2014).

Şekil 1.7.2 Allen ve Seaman, 2014

2014 yılı itibariyle, en azından bir çevrim içi derse kayıt yaptıran yaklaşık yedi milyon öğrenci bulunmaktadır; bu öğrencilerin yaklaşık bir milyonu Kaliforniya Bölge Üniversiteleri Sistemi’ne kayıtlıdır (Johnson ve Mejia, 2014). Şu anda ABD’de en az bir tam çevrim içi kurs alan en az yedi milyon öğrenci var; ABD’deki tüm lise sonrası öğrencilerin neredeyse yüzde 30’u; ve tüm öğrencilerin yüzde 14’ü sadece uzaktan eğitim kursu alıyor. Bu tamamen çevrim içi kayıtların çoğunluğu (üçte ikisinden fazlası) ABD’deki kamu kurumlarında (Obama dönemi düzenlemesi nedeniyle 2012’den sonra bırakılan kar amaçlı kurumlardaki çevrim içi kayıtlar). Aynı zamanda, ABD’de bir kampüste okuyan öğrenci sayısı 2012 ve 2015 yılları arasında yaklaşık bir milyon (931,317) düşmüştür (Dijital Öğrenme Pusulası, 2017).

Kanada’da durum biraz benzer. Çoğu Kanada ortaöğretim sonrası kurumu (yüzde 83) 2017 yılında tamamen çevrim içi kredili kurs sunmuştur. Kabaca tüm öğrencilerin yüzde 17’si en az bir çevrim içi kurs alıyordu; çevrim içi ders kayıtları, tüm kredi kursu kayıtlarının yüzde sekizini oluşturan 1.3 milyonu buldu. Bu, yaklaşık 70 üniversite ve 150 devlet yüksekokuluna sahip bir sistemde 27.000 öğrenciden oluşan dört ek üniversiteye ve 10.000 öğrenciden oluşan beş ek üniversiteye eşdeğerdir. Çevrim içi öğrenme, kurumsal liderler tarafından, kurumun geleceği için tüm kurumların üçte ikisinden fazlasında çok veya çok önemli olduğu düşünülmüştür (Bates vd., 2018 )<dilim 125

Tamamen çevrim içi öğrenme, bugün, birçok okul ve yükseköğretim kurumunun anahtar bileşeni hâline gelmiştir.

1.7.2. Harmanlanmış ve karma öğrenme

Daha çok eğitmen çevrim içi öğrenme ile ilgilendikçe, geleneksel olarak sınıf içinde yapılan birçok şeyin aynı derecede veya daha iyi bir şekilde çevrim içi olarak da yapılabileceğini gördü. (Bu, Tema 10, Bölüm 2‘de daha fazla incelenecek bir temadır). Sonuç olarak eğitmenler, yavaş yavaş daha çok sayıda çevrim içi ögeyi sınıf içi öğretime dâhil etmeye başladılar. Bu kapsamda ders notlarının slayt veya PDF formatında depolandığı öğrenme yönetim sistemleri kullanıldı, ek okuma için dijital metinlere bağlantılar verildi veya çevrim içi tartışma gruplarından yararlanıldı. Dolayısıyla aslında, temel sınıf-içi öğretim modelini değiştirmeden, çevrim içi öğrenmenin aşamalı olarak yüz yüze öğretimle harmanlandığı bir sistemden bahsediyoruz. Burada, çevrim içi öğrenme, geleneksel öğretimi destekleyici olarak kullanılmaktadır. Bu alanda belli bir standart veya ortak kabul görmüş tanımlar yoksa da teknolojinin bu şekilde kullanımı için ‘harmanlanmış öğrenme’ terimini kullanacağım.

Son dönemde, derslerin kaydedilebiliyor olmasıyla eğitmenler yeni bir şeyin farkına vardılar: Dersler kaydedildiğinde, öğrenciler ders kayıtlarını ders haricinde kendilerine uygun bir zamanda izleyebilecekler ve böylece ders saatleri sınıf içindeki daha etkileşimli uygulamalar için kullanılabilecektir. Bu model, ‘dönüştürülmüş sınıf’ olarak bilinmektedir.

Daha da önemlisi ancak yine de azınlık sınıflarında olan bir hareket, düzenli sınıf zamanının bir kısmının ancak hepsinin değil çevrim içi aktivitelerin yerini aldığı melez öğrenmeye geçiştir. Bu bazen öğrenciler için öğretim deneyiminin yeniden tasarlanmasına yol açar.

Şimdi bazı kurumlar, eğitim öğretimin önemli bir kısmını daha harmanlanmış veya daha esnek yöntemlere doğru kaydırmak için planlar geliştirmektedir. 2017 Kanada anketindeki kurumların neredeyse üçte ikisinin ya çevrim içi öğrenme planı vardı ya da bir tane geliştiriyordu ve yüzde 30’lik bir kesim planlarının olmadığını ancak bir plana ihtiyaç duyduklarını bildirdi. Örneğin 2013 yılında Ottawa Üniversitesi, beş yıl içinde derslerinin en az yüzde 20’sini harmanlanmış olarak vermeyi planlamıştır (Ottowa Üniversitesi, 2013). İngiliz Kolombiya Üniversitesi ise öğrenci sayısının fazla olduğu birinci ve ikinci yıl derslerinin büyük çoğunluğunu harmanlanmış sınıflarda vermek üzere yeniden tasarlamayı planlamaktadır. Ayrıca, bazı eğitmenler, öğrenme deneyimini temelden değiştirecek şekillerde benzetimler, eğitici veya ciddi oyunlar, artırılmış ve sanal gerçeklik gibi yeni teknolojiler kullanmaktadır. Bunların hepsi dijital öğrenmenin artan öneminin bir göstergesidir.

1.7.3. Açık öğrenme

Çevrim içi öğrenmeyle bağlantılı giderek daha önemli bir gelişme, son 10 yılda geleneksel kurumlar üzerinde doğrudan etkilenmeye başlayan ‘açık’ eğitime geçme hareketidir. Bunlardan en doğrudan etkiye sahip olan açık ders kitaplarıdır. Tam da şu anda okuduğunuz bu kitap gibi… Açık ders kitapları, öğrenciler (veya eğitmenler) tarafından ücretsiz olarak dijital formatta indirilebilen ve bu sayede öğrencilere ders kitaplarında önemli miktarda para tasarrufu sağlayan dijital ders kitaplarıdır. Örneğin Kanada’da British Columbia, Alberta ve Saskatchewan eyaletleri, kendi üniversite ve yüksekokul programlarında en çok kayıt yapılan 40 konu alanı için hakemli açık ders kitaplarının üretimi ve dağıtımı konusunda ortak iş birliği anlaşması yapmışlardır. 2018 itibariyle,British Columbia eyaletindeki neredeyse tüm ortaöğretim sonrası kurumların tamamı (yüzde 90) en az bir açık ders kitabı edinmiştir (Bates vd., 2018).

Açık eğitim kaynakları (AEK), son dönemde açık öğretim alanında yaşanan başka bir gelişmedir. İnternet üzerinden ücretsiz olarak erişilebilen bu dijital eğitim materyalleri, öğrenciler veya eğitmenler tarafından hiçbir ücret ödenmeden indirilebilir ve gerekirse materyalin yaratıcılarının haklarını koruma altına alan bir Creative Commons lisansına bağlı olarak uyarlanabilir veya değiştirilebilir. Belki de en iyi bilinen AEK kaynağı, Massachusettes Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) Açık Ders Malzemeleri (OpenCourseWare ) projesidir. MIT, derse giren öğretim üyelerinin bireysel izinlerini almak suretiyle, okulda verilen dersleri kaydetmiş ve slayt gibi destekleyici materyaller ile internet üzerinde erişime açmıştır.

Açık öğrenme alanındaki çıkarımlar, Tema 11‘de detaylı olarak incelenmektedir.

1.7.4. KAÇD’ler

Çevrim içi öğrenme alanındaki birçok diğer önemli gelişme de Kitlesel Açık Çevrim içi Dersler’in (KAÇD) (Massive Open Online Courses-MOOC) ortaya çıkışı ve hızlı gelişimi olmuştur. 2008 yılında, Kanada’daki Manitoba Üniversitesi 2.000 kişinin kayıt olduğu ilk KAÇD’de, webinar sunumlarının yanı sıra kullanıcıların blog ve tweetleri ile uzmanların bunlara karşılık yazdıkları blog gönderilerini kullanmıştır. Dersler herkese açıktı ve formal bir değerlendirme yoktu. 2012 yılında Stanford Üniversitesi’nden iki akademisyen yapay zekâ konusunda ders anlatım videolarına dayalı bir KAÇD başlattılar ve 100.000’den fazla öğrencinin katılımını sağladılar. O zamandan beri de KAÇD’ ler dünya çapında hızla gelişti.

KAÇD’lerin biçimleri farklı olsa da genel olarak aşağıdaki özelliklere sahiptir:

  • isteyen herkes programa kayıt olabilir ve kayıt işlemi oldukça basittir (yalnızca bir e-posta adresi ile kayıt yapılabilir).

  • öğrenci sayısı oldukça yüksektir (1.000 ila 100.000 arasında).

  • ABD’nin en prestijli üniversitelerinden (özellikle Harvard, MIT ve Stanford) video kaydına alınmış derslere ücretsiz erişim olanağı sağlar.

  • genellikle çoktan seçmeli sorular ve anında geri bildirimin kullanıldığı bilgisayar destekli değerlendirme ile bazen akran değerlendirmesi kullanılır

  • öğrencilerin derse katılım oranları çok geniş bir yelpazede kendini gösterir: yaklaşık yüzde 50’si derse kayıt olmaktan başka bir faaliyette bulunmazken yüzde 25’i ilk ödevden sonra dersi takip etmeyi bırakır ancak yüzde 10’dan azı son değerlendirmeyi tamamlar.

Teknolojinin hızlı evriminin ve teknolojiyi erken benimseyenlerin aşırı coşkusunun en son örneği olan KAÇD’ler, yeni teknolojilerin eğitimde kullanımıyla ilgili güçlü ve zayıf yanların dikkatli bir şekilde analiz edilmesi gerektiğini bize hatırlatmaktadır. Zamanla gelişiyorlar ve yükseköğrenim pazarında daha sınırlı ama yine de önemli bir yer bulmaya başlıyorlar . KAÇD’ler, ayrıntılı olarak Tema 5’te tartışılacaktır.

1.7.5 Eğitimin değişen coğrafyasında var olmak

Eğitim teknolojilerindeki bu hızlı değişim, hem öğretim üyelerinin hem de öğretmen ve eğitmenlerin farklı teknolojilere değer biçmeleri ve bu teknolojilerin hem kendileri hem de öğrencileri için anlamlı bir biçimde nasıl ve ne zaman kullanılacağına karar verebilmeleri için güçlü bir çerçeveye ihtiyaç duyduklarına işaret etmektedir. Çevrim içi ve harmanlanmış öğrenme, sosyal medya ve açık öğrenme, dijital çağda etkili bir öğretim için kritik öneme sahip gelişmelerdir.

Benim kitabımın amacı ise tüm öğrenme kuramlarının derinlemesine ve kapsamlı bir şekilde incelemek değil dijital çağın öğrencilerinin sahip olduğu farklı gereksinimlere cevap vermek için farklı yöntemlerin seçimi ve kullanımı için gereken temeli sağlamaktır.

Kaynakça

Allen, I. and Seaman, J. (2014) Grade Change: Tracking Online Learning in the United States Wellesley MA: Babson College/Sloan Foundation

Bates, T. et al. (2018) Tracking Online and Distance Education in Canadian Universities and Colleges 2018 Halifax: Canadian Digital Learning Research Association

Digital Learning Compass (2017) Distance Education Enrolment Report 2017 Wellesley MA

Johnson, H. and Mejia, M. (2014) Online learning and student outcomes in California’s community colleges San Francisco CA: Public Policy Institute of California

University of Ottawa (2013)  Report of the e-Learning Working Group Ottawa ON: University of Ottawa: see also Report on the Blended Learning Initiative (2016), which reports on progress in implementing the plan

Etkinlik 1.7 Değişimin sonuçları

  1. Son yıllarda harmanlanmış veya çevrim içi öğrenmeye mi geçtiniz veya öğretiminizde yeni teknolojiler kullandınız mı? Eğer öyleyse sebebiniz neydi?

  2. Olmazsa teknolojiye yeni bir yaklaşım denemenizde ne durdu?

  3. Öğretiminizde teknolojiyi kullanmaya başladıysanız, karşılaştığınız temel zorluklar nelerdi? İş arkadaşların veya kurumdan yeterli yardım aldın mı?

  4. Akademik hedeflerinizi değiştirdiniz mi ya da tamamen yüz yüze öğretme ile aynı öğrenme çıktılarına ulaşmaya mı çalıştınız ?

  5. Öğretiminizde, teknolojiyi daha fazla kullanmak yönünde herhangi bir istenmeyen veya beklenmedik sonuçlar oldu mu?

Bu etkinlik için herhangi bir geri bildirim yok.

License

Icon for the Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License

Dijital Çağda Öğretim 2. Baskı by © 2019 Anthony William (Tony) Bates adına lisanslıdır is licensed under a Creative Commons Attribution-NonCommercial 4.0 International License, except where otherwise noted.

Share This Book